Tarih kitaplarında “insanlık tarihinin ilk pandemisi” olarak geçen Justinian Vebası, artık yazılı kayıtların ötesinde bilimsel kanıtlarla doğrulandı. TOPLU MEZARDA KEŞFETTİLER ABD, Hindistan ve Avustralya’dan uluslararası bir araştırma ekibi, Ürdün’ün antik..
Tarih kitaplarında “insanlık tarihinin ilk pandemisi” olarak geçen Justinian Vebası, artık yazılı kayıtların ötesinde bilimsel kanıtlarla doğrulandı.
TOPLU MEZARDA KEŞFETTİLER
ABD, Hindistan ve Avustralya’dan uluslararası bir araştırma ekibi, Ürdün’ün antik Jerash kentinde gerçekleştirilen bir toplu mezar kazısında, bu korkunç hastalığa neden olan bakteri Yersinia pestis’in genomunu keşfetti.
100 MİLYONDAN FAZLA İNSANI ÖLDÜRDÜ
M.Ö. 541–750 yılları arasında yaşanan Justinian Vebası, tarihçiler tarafından tarihin en ölümcül pandemilerinden biri olarak kabul ediliyor ve Pathogens dergisine göre 100 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesine yol açmış olabilir. Araştırma ekibi, “Bugüne kadar Justinian Vebası’na dair doğrudan genetik kanıt yoktu. Yüzyıllardır elimizde yalnızca yazılı kaynaklar vardı, ancak bu hastalığın biyolojik kanıtı eksikti” dedi.
KARA ÖLÜMÜN ÖNCÜSÜ
Akademisyenler, insanlık tarihini derinden etkileyen bu ilk pandeminin hala pek çok gizemi barındırdığını vurguluyor. Justinian Vebası, Batı Avrasya’da kaydedilen ilk bubonik veba pandemisi olarak biliniyor. 14. yüzyıldaki Kara Ölüm’ün de öncüsü olan bu hastalık, Roma İmparatoru I. Justinian’ın imparatorluk otoritesini yeniden tesis etmeye çalıştığı kritik bir dönemde Akdeniz dünyasını vurmuştu.
‘MEVSİMSEL GRİP GİBİ’
Tarihçiler yıllardır pandeminin ölümcüllüğünü, sosyal ve ekonomik etkilerini ve hastalığın yayılma yollarını tartışıyor. 2019-2020’de yayımlanan bazı çalışmalar, Justinian Vebası’nın etkisinin abartıldığını ve “önemsiz bir pandemi” olduğunu öne sürmüştü, hatta bir çalışmada, COVID-19 öncesinde veba, “mevsimsel grip benzeri” olarak değerlendirilmişti.
‘GENETİK KANITLAR GÖRMEZDEN GELİNDİ’
Cambridge Üniversitesi’nden tarihçi Profesör Peter Sarris, 2021’de Past & Present dergisinde yayımlanan çalışmasında, bu tür araştırmaların yeni genetik kanıtları görmezden geldiğini, yanıltıcı istatistikler kullandığını ve antik metinleri yanlış yorumladığını belirtiyor. Sarris, “Bazı tarihçiler, hastalık gibi dış etkenlerin insan toplumunun gelişiminde büyük rol oynadığı fikrine hala mesafeli. Bu nedenle ‘veba şüpheciliği’ son yıllarda çokça tartışıldı” diyor.
Araştırma, Justinian Vebası’nın sadece tarihsel bir olay değil, insanlık tarihinin seyrini değiştiren ciddi bir sağlık krizinin ilk kanıtı olduğunu ortaya koydu ve bu bulgu, geçmişin gizemlerini çözmede genetik biliminin gücünü gözler önüne serdi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.