İstanbul’da 1 Mart 2024’te Timur Cihantimur, Oğuz Murat Aci’ye çarparak ölümüne neden oldu. Kazanın yaşandığı tarihte 17 yaşında olan Cihantimur, annesi Eylem Tok ile birlikte ABD’ye kaçtı. Eylem Tok’ın oğlu..
İstanbul’da 1 Mart 2024’te Timur Cihantimur, Oğuz Murat Aci’ye çarparak ölümüne neden oldu. Kazanın yaşandığı tarihte 17 yaşında olan Cihantimur, annesi Eylem Tok ile birlikte ABD’ye kaçtı.
Eylem Tok’ın oğlu Timur Cihantimur’un aracıyla çarparak ölümüne yol açtığı Oğuz Murat Aci’nin eşi Şükriye Aci, “Maddi ve manevi zararımız giderilmiştir” ifadelerinin yer aldığı dilekçeyle şikayetinden vazgeçti. Aci’nin eşinin, yapılan anlaşma sonucu şikâyetini geri çekmesi kamuoyunda tartışma yarattı.
Dilekçede, “Bu sebeple müvekkil, şüpheliler Ayşe Ceren Saltoğlu, Adem Kızıltepe, Bülent Cihantimur ve Eylem Tok’a yönelik şikayetinden vazgeçmiş olup, adı geçenlerin soruşturmaya konu olaydan ötürü yargılanması muhtemel davaya katılma talebi de bulunmamaktadır.” ifadesine yer verildi.
Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci, şikayetinden vazgeçen gelini Şükriye Aci’ye ‘oğlumun kanını sattı’ diyerek tepki gösterdi. Türkiye’nin gündemine oturan olay sonrası Hakan Ural ve Ferda Yıldırım’ın sunuculuğunu yaptığı ‘Neler Oluyor Hayatta’ programına katılan Şürkiye Aci davadan çekilme sürecini anlattı.
GELİRİNİ AÇIKLADI
Şükriye Aci, “Fen bilgisi öğretmeniyim, çocuğum ufak olduğu için daha esnek gayrimenkul işiyle ilgileniyorum. Eşimin üzerine yarım taksi plakası vardı, o benim üzerime geçti. Öyle bir gelirim var, eşimden bağlanan bir aylık var. Sonrasına bana yatan bir hayat sigortası var. Onunla kendime bir ev aldım ama kiracı olduğu için henüz çıkaramadım, oradan da bir kira gelirim var. Şu an annemle kalıyorum.
EŞİNİN EVİNDEN NEDEN ÇIKTI?
Ekim ayında ayrıldım. Bir sürü şey öğrendim. İlk ayrılma sebebim o değildi, hasta olmuştum ve çocukla zor olacağı için annemlere gitmiştim. Ve gider gitmez haksız çıkmam için üzerimde hemen çocuğu alıp kaçmışım gibi bir algı yarattılar oturduğum çevrede. Aslında tamamen hasta olduğum için gitmiştim. Duyduğum başka şeyler de vardı, cesaret edemiyordum ama onlar bu şekilde yapınca dönmeme kararı aldım. Herhangi bir sorun olduğunda dışarıya yansıtmazdık. Çok çok muhteşem olduğumuz söylenemez. Eşimin ablası var, onlarla daha yakınlardı.
KAZA GÜNÜ NELER YAŞANDI?
Aslında en net şöyle anlatabilirim ilişkimizi; olay gecesi ben evdeydim babası hastaneden geldiğinde bana sarıldı ve şunu söyledi; ‘Bundan sonra her şey senin istediğin gibi’ olacak. Ben o evde kalmaya devam edeyim diye manipüle etmeye çalıştığını şimdi düşünüyorum. Bana özellikle iyi davranmaya çalışıyorlardı.
‘OĞLUMUN KANINI SATTI’ SÖZLERİNE YANIT
Böyle bir tabi bana çok çirkin geliyor. Zaten her ölümlü kazada böyle bir tazminat doğacak. Ben kan parası olarak algılamıyorum. Bu devlet tarafından oğluma verilecek bir haksa ben sadece erkenden almış oldum. Zaten bu hak vardı. Kanun dışı bir şey yapmadım. Avukatlarım protokol imzaladı, anlaşma yapıldı, bitti. Ben böyle bir talepte bulunmadım.
DAHA ÖNCE BİR TEKLİF GELDİ Mİ?
Kayınpederimin avukatı Hacı bey dosyaya sadece 1 adet dilekçe sunmuş. Şu demek oluyor; hukuki yolla ilerliyoruz çok çaba sarf ediyoruz diyorlar ya; hiçbir şey yok yaptıkları hukuk anlamında. Benim avukatım dahil oldu, bir sürü talepte bulundu, keşif yapılsın, kanıtlar toplansın diye. Öncesinde yapılan hiç bir şey yok. Sadece televizyon programlarına çıkılıyor. Hayır sadece bir para beklenmiş o yüzden de hiç bir şekilde bir talepte bulunulmamış. Olay olduğunda kayınpederim dedi; “benim arkadaşım var, bizim şirket avukatımız, davaya o bakacak” hep kendi isteğiyle devam etti. Neden istemedi diğer avukatları? Çünkü kendi arkadaşı ve birlikte hareket edeceklerdi. Dışarıdan bir avukat olunca beni bilgilendirecekti şeffaf bir şekilde. Hiçbir şekilde avukat tarafından bilgilendirme almadık. Bir plan var ortada. Kayınpederim bu planın başına geçti herkesi ve her şeyi kendi yönetti. Bende oğlu olduğu için ne dediyse kabul ettim, vekâletimi de onun istediği avukata verdim. Bana bilgi vermeyeceklerini düşünmedim o zaman. Aradan 6 ay geçti; ilk defa avukatları beni aradı ‘konuşmamız lazım’ diyerek. Ofisine gidecektim, telefona geldi kayınvalidem ‘bizde görüşeceksiniz’ dedi. Hep bir yönetim ve kontrol var. Bana şunu söyledi; ‘Bize gelen teklifler var. 50-55 milyon gibi, fevri davranma, bir çocuğun var onu düşünmek zorundasın, alacakları ceza ile ilgili uğraşacağız ama böyle bir para da var… Bana bunu söylediler, şimdi diyorlar ki; ‘biz kimseyle para pazarlığı yapmadık…’ Bunu bana siz söylediniz. Nasıl yapmadınız? Onu da geçtim; kayınpederim her çıktığı yerde ‘ben torunumun hakkını onlardan saten alacağım’ diyor. Bunu söyleyen kişi o torununu hakkını alırken problem yok ben annesi olarak alınca sorun ne?
TAZMİNAT NE KADAR?
Bir protokol imzalandı ve hukuki olarak bunu söyleyemiyorum. 100, 50 milyonlar asla öyle bir rakamlar değil. Hakkımın fazlasını ne talep ettim ne aldım.
ŞİKAYETİN GERİ ÇEKİLMESİ CEZAYI NASIL ETKİLEYECEK?
Ciddi sonuç doğuracağını düşünmüyorum. Tüm avukatlar bana aynısını söyledi. Zaten ciddi bir ceza almayacaktı. Ciddi bir ceza alacağını bilsem; hiç gerek yok böyle bir şeye. Ben bu kararı alırken göze aldım. Kimisi için doğru kimisi için yanlış. Benim rahatsız olduğum konu eşimin ailesinin beni suçlayıcı şeyler söylemesi. Kararı alırken maddi kaygı güderek almadım. Ben çalışıyorum, gelirim de var. Oğluma bakabiliyorum. Neden o zaman hastaneye gidip rapor aldılar, ileride maddi tazminat alalım diye. Uzlaşmayla para alamazsak diye zamanı gelince manevi tazminatımızı alalım diye rapor almışlar. İhtiyaçları yokken niye aylar öncesinden bunu düşündüler.
DAVANIN SONUÇLANMASINI BEKLEMEDEN NEDEN TAZMİNATI ALDI?
Bana çok şey yaşattılar. Birinci beni iten sebeplerden biri bu. Diğer sebep de zaten beli ceza almayacakları için… Amerika’da yattıkları için burada yatmayacaklardı. Maalesef hukuk sistemi. Daha fazla yıpranmak istemedim. Sürekli psikolojik destek alıyorum. Ne eşimin ailesine ne de davaya katlanacak gücüm kaldı. Karşı taraftan daha çok beni eşimin ailesi yordu. Oturduğum yerdeki herkes benim yaşadığım şeylere şahit. 6 ay boyunca benim hiçbir şeyden haberim olmadı. Hacı bey ortağı Burak Bey var. Denk geliyoruz. Burak Bey fark ediyor benim hiçbir şeyden haberim yok. Beni aradı; ‘kafamda oturmayan şeyler var konuşabilir miyiz?’ diye… Öğreniyorum para pazarlıkları yapılıyor. Ben ve Pars’ın dışında herkes bir para alıyor. Bu avukat benim da avukatımdı. Vekâletim var. O para bana gelmediği takdirde, Şürkiye hanım aldı bu parayı dediklerin de ben bunu nasıl ispatlayacağım. Tam olarak yapmak istedikleri şey buydu. Benim vekâletim onlar da dursun, birlikte işi götürsün. Hacı bey diyor ki; Ben onların evinde kaldığım müddetçe onlar ne derse yapacakmışım… İstediklerini imza atacağım. İstedikleri buydu, beni çıkmaza sürükleyip yönetmek…
‘MADDİ VE MANEVİ TÜM ZARARLARIM KARŞILANDI’ SÖZÜNÜN ANLAMI
Bu dilekçeyi ben yazmadım. Orada bir uzlaşı oldu. Avukat yazdı, hukuk dili tamamıyla…
ANNEDEN İDDİLARA YANIT: BEN O PARAYI PARÇALARIM
Oğuz Murat Aci’nin annesi Pervin Aci, program telefonla bağlanarak iddialara yanıt verdi. Pervin Aci sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bize gelenler, bu para konusu için eşim dahil olsa, çocuğumun kanını yerde bırakanı ben Allah’a havale ediyorum. Benim, eşimin 55 ve 100’e ihtiyacı yok. Yalnız bu kızımı birileri doldurmuş. Dışarı çıkacak yüzü kalmamış. Ben çocuğumun arkasındayım. Benim çocuğum Türkiye’de bir ilk olacak. Ben bu kadına davacıyım. O parayı verseler ben o parayı parçalarım. Adalet istiyorum. Konuşturmasınlar daha çok alçalmasın. Ben emekliyim, eşim emekli şirket sahibi bir adam. Bu kızıma neler yapıyorlar? Bunu bu kadar konuşturmayın. Aşağılandıkça aşağılandık. Evlat kaybetmiş baba ve anaya bu kadar yüklenilir mi? Ben avukatlardan da şikayetçiyim. Ne olur bizi yargılamayın. Aslan gibi evladımı toprağa koydum. Ben parayı ne yapayım… Ben ölüyüm. Bunu bana nasıl yapıyor? Bu avukatlar da bu millette insaf yok mu?
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.